M A V i bi dünyaya HOŞGELDİNİZ!

Bilgisayar&Teknoloji













Şubat 2011 v4.1

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Önerdiğim Siteler








Dün Gibi!..

Şubat 2011 MaviDem

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Dünde kalmış bir çocuğun cümleleri...


Doğduğum günü hatırlamıyorum maalesef.. Açıkçası o günü de hatırlayabilmeyi ve "daha dün gibi" diyebilmeyi isterdim. Üç günlük dünyaya ve balık hafızası ruhuma inat cümlelerim...

Daha dün gibi... Kadife pantolonum, kadife ayakkabılarım. Bildim bileli beli bükük anneannemi çocukça bir çekinmeyle kucaklamam. Dedeme sıkı sıkı sarılmam. O "İstiklal" Savaşını anlatırken nefes almadan dinleyişim. Her dem sakallı haliyle yanağımdan öperken boynuna ilmeklenmiş kollarımı daha bir sıkmam, kendimi güvende hissetmem...

Daha dün gibi. Her sabah, ama her sabah babaannemin yanına koşturmam. Onun gözleriyle kurduğu "oğlumun tek oğlu" sevgi cümlesini aramam, her defasında bir saniyeden uzun sürmeyen o bekleyişle mutluluğu adını koymadan yaşamam. Yılda birkaç kez halalarıma gidişinde sanki bir daha göremeyecekmişim korkusuyla ağlayışım. Her dönüşünde önce bana sarılmasını beklemek ve hiç yanılmamaktaki "beni herkes çok seviyor" duygusu..

Daha dün gibi siyah önlük-beyaz yakalıkla ve boyum kadar çantayla ilk okulumda ilk günüm. Bir sürü ben, bir sürü korku. Andımızı, İstiklal Marşını okumam. Dünyanın en iyi öğretmeninin öğrencisi olmanın en güzel bir şey olması. Revasiye hocaların en birincisinin sorduğu her soruya parmak kaldırmam, arkadaşlığın tadını almam.

Dedem gidiyor bir kış günü en sevdiğinin yanına. Tabutuna sarılmış iki zayıf kol, ölüm acıtırmış çocuk ruhunu.. Bundan sonra kim anlatacak bana İstiklal Savaşını, sanayağlı-reçelli ekmeğimi yerken kim alıp götürecek beni at sırtında Afyon cephesine?

Birkaç yıl sonra bir yaz günü "erkekliğe ilk adım" operasyonu. Bugünlerle kıyaslandığında inanılmaz mütevazı ama bugünlerle kıyaslanamayacak kadar güzel, sıcak, bambaşka haller. Bir fotoğraf makinesinin içindeki filmin "yanması", hayallerimin yanması, anılarımın yanması, hatırladıkça belki çocukça ama şimdi bile ciğerimin yanması.

Daha dün gibi siyah önlükten gömlek kravata terfi günleri. "Büyüdüm" olmak. Daha geçen yıl siyah önlükle geçtiğim yollardan "abi" olarak geçmek. Yılmaz hocadan adam gibi tarih, Mihriban hocadan Türkçe, Oğuz ve Nurgül hocalardan resim&müzik öğrenmek. Son demlerde Sabit hocayı tanımak, "Sakarya" şiirini başka kimsenin o kadar güzel okuyamayacağını anlamak. Çat-pat platoni mevsimi bünyede. Üstelik bir de dikili ağacım var artık şu fani dünyada, Meslek Lisesi bahçesinden ç-alıntı demir tozuyla beslediğim.

Daha dün gibi elimde kumaştan bir bavul "liseli" olmak. Evden ayrılmak kırık dökük. Her sabah saat 5'te tren düdüğüyle ranzadan fırlamak. Başlarda uyku haram, sonrasında yarı uyanıklık, "saat 5 olmuş, vukuat yok" olgunlaşması. Keboy içmek, Eyüp hoca, İbrahim hoca ve yurt tayfası. Haftada 5 gün tam teçhizat intikal vaziyeti okula taşınma. Her gün şehitliğe yaklaşırken başlayan Fatiha faslı. Öğle paydosları stad önünde köfte veya Bolulu'da az çorba, bol ekmek durumları. Direnç, kondansatör, seri bağlantı, baskı devre ve rapido kalemleri, hayatımın en ziyan demleri...

-----------


Devam?

Ve Sonrası!

Şubat 2011 MaviDem

Aşk-meşk hikayelerine kağıt-kalem istihdam etme durumları. Cümle başlarında alengirli büyük harfler, milyonlarca kere kurulsa da "en güzel ben kurdum" dedirten cümlelerim. Takvimler, ayrılıklar, Palmiye pastanesinde limonata eşliğinde duygular çeşme-i sebil. Her ayrılık bir yenilgi ve biz müebbet mağlubuyuz sevmenin..

Babaannem gidiyor. Son defa gidiyor; bu defa o gelmeyecek bu eve, bizi bekleyecek bir sürü çocuğu ve torununun yanında.. Kefenini kaldırıp dünya gözüyle son kez görüyorum. Yine suskun ve yine huzurlu. Düşüme giriyor aylar boyunca. O yine namaz kılıyor, ben yanına gitmek istiyorum, uyanıyorum her defasında, gözyaşı renginde geceler..

Daha dün gibi "o şimdi asker" vaziyeti. Yanaşık düzen, "büyüdük te iyi halt ettik sanki" demek. Hayatın kuyruktan ibaret olduğunu sanmak. Yemekte kara şimşek, kantin kuyruğu. Hayat bir alodan ibaret, jeton kuyruğu, telefon kuyruğu. Yemin töreni, filmin devamı. Ayrılık hayatın kanunu tertip!

El devam, istikamet dağbaşı, bulutlar ayağımızın altında. Aralıkta gömlekle gezilen bir diyarı elimi uzatsam tutacağım. Ağustosta sırtımda parka. Gurbet ne yana düşer usta, sıla ne yana?

Sonrası leylek havada. Harita kazan biz kepçe. İzmir güzel memleket; lakin suyuna, havasına ve kızına güvenme evlat demiş eskiler.. Leylek havada; Adana memleket, İstanbul memleket, her bi yan memleket, sağım solum sobe, her defasında kendime yakalanıyorum nedense...

Ve bugüne bugün.. Portakal şemalinde olduğu rivayet olunsa da kavanoz dipli dünyada seyre devam..

Daha dün gibi bir nefes gibi yaşanıp tavan arasına kaldırılmış yıllarım. Hep birşeylerin peşinde, hep birşeylerin eksikliğini hissederken fazlasıyla verilenlere karşı görme özrü yaşamak.. "Bir gömlek diktirdim kolu düğmeli, insan kaderine boyun eğmeli" derken Ferhat Göçer.. Tevafuktan ibaret hayat demek, bazen şarkılar tevafuk, bazen ayrılıklar veya kavuşmalar..

Bir film misali hayat, eyvallah.. Bize sormadan başlasa da ve çoğu zaman bizim seçmediğimiz bir rol olsa da oynanacak yine de eyvallah.

İçimdeki ses susmuyor, ne güzel.. Bazen içimdeki çocuk dile geliyor, bazen aynaya baktığımda bir ihtiyar gözlerini dikiyor gözbebeklerime.. Bu film de bitecek mutlaka.. En azından benim için bitecek..

"SON NEFESTE SON CEFA

SON GÜNÜNDE SON AYIN;

BARİ O GÜN SON DEFA

BENİ ADAMDAN SAYIN!"

......

(Efkarın yangın mevsimi, aylardan Ocak olsa da.. Öylesine yazılmıştı.. Doğum ve ölüm anına arkadaş yalnızlığımla konuşurken! Zamanınız zayi ise affola!)

BitEr

Arşivden


© MaviDem.com v4.1 - Şubat 2011 İçerik ve Tasarım