M A V i bi dünyaya HOŞGELDİNİZ!

Bilgisayar&Teknoloji













Şubat 2011 v4.1

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Önerdiğim Siteler








Acaip Milletiz..

Şubat 2011 MaviDem

Farklıyız, çünkü!


Dünyadaki en büyük atasözü ve deyim arşivi bizdedir. Sanki atalarımızın bir kısmı yememiş, içmemiş, hatta başka bir iş bile yapmamış sadece atasözü bulmuştur. Ve her zaman kendi durumumuza en iyi uyan sözü bulup kullanabilme gibi bir yeteneğimiz de hazırda bekler. Mesela: Alkol alan birine "İçki bütün kötülüklerin anasıdır!" sözünü hatırlattığınızda size hemen "Ana gibi yar olmaz abi!" diyebilir.


Hafızamız güçlüdür. Tuttuğumuz futbol takımının 15 yıl önce Papua Yeni Gine takımıyla yaptığı maçtaki ilk onbiri anında sayabilir bir çoğumuz. Ama çoğu zaman evimizin telefon numarasını sorduklarında "kem-küm" eder ve ezberden söyleyemeyiz. Ya da sünnet olduğumuz tarihi bütün meteorolojik ayrıntılarıyla hatırlarız ama çoğumuz evlilik yıldönümünü hatırlamaz. (Bayanlar hemen "he he he" demesin, onların arasında da 10 yıl önceki Brezilya dizisinde başrol oynayan hatunun her bişeyini bi kalemde hatırlayan, ama yemeğe tuz atmayı unutanlar bir milyondur..)

Biraz çifte standardı severiz. Filmlerde "fakir ama gururlu delikanlı"ya kızını vermeyen zenginin neredeyse yedi ceddini kalaylarız. Ama kayınpeder/kayınvalide adayı biz olduğumuzda damat adayının mümkünse dolay milyarderi olmasını isteriz.

Ya da yağmurda yanımızdan geçen arabanın sıçrattığı bir parmak çamur için dünyanın dörtte birini yakabiliriz. Ama aynı durumda direksiyonda biz olduğumuzda vay haline yayaların.

Ekonomi konusuna bakış açımız da farklıdır! Kahve veya dost sohbetinde memleketi kurtaracak formülleri sigara kağıdına döktürebiliriz. Ama pek çoğumuz ay sonunu getiremeyiz günlük hayatımızda.

Reklamlardan kolay etkileniriz! Şehrin öbür ucundaki markette 3 liraya satılan bir şeyi almak için 5 lira benzin veya dolmuş parası ödeyebiliriz. Hatta "Aaa, ne kadar ucuzmuş, gelmişken şunu da alayım!" der, o an ihtiyacımız olmasa da üçüncü spor ayakkabımızı, beşinci düz beyaz gömleğimizi ya da çantamızı alırız.

Çocuklara alışveriş yaparken hep bir beden büyük elbise veya 2 numara büyük ayakkabı alırız büyüyünce de giysinler diye. Ama hem çocuk büyüyene kadar aldıklarımız kesin eskir. Hem de yeniçeri çarığı gibi burnu beş karış havada ayakkabı giymekten ya da içine bir arkadaşının da aynı anda girebileceği kadar bol gelen elbiseleri yüzünden bunalıma giren çocuğa bakıp "Allah Allah, nesi var bunun?" deriz.

Teknoloji konusunda değme mühendislere dört tur bindirecek kadar bilgi sahibiyizdir! Led Tv'ler çıktıktan sonra normal Lcd Tv'lerin çöpe atılacağını biliriz. Ama evdeki televizyonun kumandasında yeni kanal ayarlamayı ya çocuğumuza yaptırırız veya komşudan rica ederiz. Modern zamanlardan geri kalmamak için 3G'li, Wi-Fi'li telefon alırız. Ama çoğu özelliğini kullanamayız bile. Hatta şarja takmayı bile unuturuz ve telefon açlıktan kapanır. Çünkü zor gelir teknolojiye alışmak..

Arabada emniyet kemeri takılmadığında yaygarayı basacak kadar zeki bir otomobil alırız paraya kıyıp. Ama kemer takmak özgürlük anlayışımıza ters gelir çoğu zaman. Ve arabayı kandırmak için ekstra para verip kemersiz toka alır yuvasına takarız. Ve her direksiyona geçişimizde kemer takmasak ta ötmeyen alarma bakıp "nasıl kandırdım seni" deriz.

Kuyrukta sıra beklerken gelen tanıdığa karşı da dost canlısı oluruz. Hemen önümüze geçiririz, mırın kırın edenlere "adamı tanımam etmem, zaten sıradaydı, lavaboya kadar gitmişti!" deriz. Numaramız tutmazsa ve ahalide isyan belirtileri görünürse elinden faturasını alır kendi faturamızla beraber yatırırız. Ama aynı durumu bir başkası yaptığında mini bir cinnet nedenimiz olur nur topu gibi. Ve haklıyızdır, çünkü uyanıklık yapmaya kalkmışlardır.

Orjinal çözümleri severiz! Saçları üstten açılan erkek vatandaşlarımız saçlarının bir yanını bir karış olana kadar uzatır. Sonra da (mesela) sağ kulağının hemen üstünden sola doğru yatırır ve bir avuç briyantini ver eder Japon yapıştırıcı niyetine. Tepedeki açıklık kapanmıştır, görev tamamlanmıştır. Ama açık havada karşıdan rüzgar estiğinde tipimiz elektrik prizine parmak sokan çocuk gibi ürkütücü olabilir. No problem..

Devam?

Eee, sonra?

Şubat 2011 MaviDem

Temkinli insanlarızdır her anlamda; randevularımızda da. Ama ne hikmetse yine de geç kalırız çoğu zaman. Erkekler "nasılsa evden erken çıktım" diye sağa sola baka baka yürür gideceği yere yaklaştıkça. Mağaza veya seyyar satıcıya takılır, yolda rastlayan tavşanın suyunun suyu tanıdıkla ayak üstü memleket kurtarır, VE GENELDE GECİKİR RANDEVUYA.

Bayanlar ise evden çıkamaz bir türlü. Ya ikide bir aynaya bakıp "Makyajım nasıl acaba, az daha fondöten sürsem mi? Bu kolye yerine mavi olanı mı taksam. Bu çanta elbiseme uymadı öbürünü alayım!" telaşlarına kapılır gider. Ve eski çantasındaki otuzsekiz parça ıvır zıvırı yeni çantasına aktarana kadar adam dövmüş kadar yorulur. Tam evin kapısındayken "acaba anahtarımı aldım mı? Cep telefonum çantamda mıydı? Aylardan Haziran ama sağanak yağmur yağabilir, şemsiye alsam nasıl olur?" gibi hepsi birbirinden önemli soru işaretleriyle cebelleşir. Sonuç: O DA GECİKİR...

Bilinçli tüketiciyizdir! Marketten alacağımız elli kuruşluk çikolatanın "içindekiler"ine ve son kullanma tarihine 10 dakika kadar bakarız hatta kararsız kalıp başkasına bile sorarız. Ama onbeş dakika sonra sokak simitçisinden veya sıradan bir fast food mekanından karnımızı doyururuz huzurla.

Piknik veya çevre gezilerinde fotoğraf çektirmeye bayılırız. Ya da şehrin belli yerlerindeki heykellerin yanına dikilip. Veya bir milyon kez gittiğimiz alışveriş merkezinde bu hafta beşinci kez yemek yediğimiz masada. Hatta yanımızdaki arkadaştan ayrı yürüyen merdivene biner poz veririz.

Otoparkta uslu uslu duran elalemin arabasının yanına dikilir, elimize evin anahtarlarını alır poz veririz. Lüx bir markanın içinde dolaşırken poz veririz. Vitrin mankeninin yanına dikilir poz veririz. Boyumuz yeterse bir elimizle vitrin mankeninin arkasından "v" işareti yaparız parmaklarımızla. Herhangi bir yerde arkamızda dikilen veya yan masada oturan güzel bayanları da kadraja alacak şekillerde poz veririz. (Bu baylara özel, diğerleri genel örnekler :) )

Kazara bir ünlüye rastlarsak neredeyse gırtlağına yapışır, bizimle fotoğraf çektirmeye ikna eder, yanında yirmibeşlik akşam simidi gibi kırıtır poz veririz. Kısacası her zaman ve mekanda poz verme yeteneğimiz vardır. En acısı da rahatça olayın suyunu çıkarabileceğimiz bir fotoğraf makinemiz veya kameralı cep telefonumuz vardır yanımızda her daim.

Sokaklara resmim asılıp altına da "wanted" yazılmadan bu bölüm biter abilerim ablalarım. :) Haydi hayırlı gözlemler...

BitEr

Arşivden


© MaviDem.com v4.1 - Şubat 2011 İçerik ve Tasarım